Dina, bir hayalden fazlası, ezgilerle özgürlüğe bir yolculuk
Ülkemizde her gün işlenen kadın cinayetleri taciz tecavüz ve uygulan şiddet canımızı çok yakıyor. Her gün bir yenisi eklenen bu cinayetlere karşı sesimizi en iyi yapabildiğimiz şeyle, müzikle duyurmak istedik. Kadınlarla dayanışmak ve asla yalnız yürümeyeceksin diyebilmek için yola çıktık. Bunun yanında özellikle Ortadoğu’da sürmekte
Sayfa 7 yükleniyor…
olan savaşlara karşı barış çığlığı da atmak istedik. Dina adı insanlara yetmiş dilde konuşmayı öğrettiğine inanılan mitolojik bir melekten geliyor. Bize çok uygun geldi, çünkü biz de çok dilli bir orkestrayız. Grubun içinde iki öğretim görevlisi bir müzik öğretmeni ve altı tane müzik bölümü öğrencisi var. Ekşi Sözlük'te birileri bizim için "dokuz mektepli müzisyen kadın" tanımını yapmış. Çok hoş gerçekten.
Grubun içerisinde iki öğretim görevlisi var demiştik. Feryal Günal piyano eğitimcisi ama Dina'da lavta çalıyor. Çiğdem Ergun Güvenç keman eğitimcisi ama perküsyon çalıyor ağırlıklı olarak. Bir şarkıda keman ve bir başka şarkıda mandolin çalıyor. Aylanil Çetin flüt çalıyor ve bazı şarkılarda solist vokal. Tuğçe Temir bağlama çalıyor ve solist vokal. Bircan Katırcı solist vokal ve cura çalıyor. Aslıgül Şahiner gitar ve vokal. Cansu Buçuk çello çalıyor. Melis Leman Vural melodika mandolin ve flüt çalıyor Aygül Er keman ve vokal. Elbette hepimiz zaman zaman perküsyon çalıyoruz.
Pek çok zorlukla karşılaştık ve öyle görünüyor ki zorluklar devam edecek. İlk çalışmalara başladığımızda
çevremizdeki erkek arkadaşlarımızın yüzünde manidar bir gülümseme beliriyordu. "Kadınlarla bu iş zor abi" gibi laflar duyduk mesela. Neden erkek yok grubunuzda diye çok soruldu. Cevabı basit aslında. Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek istiyoruz ve birbirimizle kadınca dayanışmak istiyoruz. Başka bir zorluk da şu; grubun içinde herkesin kendi politik görüşü ve duruşu var. Kendi aramızda bundan hiç sıkıntı çekmedik. Ancak seçim sürecinin de etkisiyle insanlar bizi herhangi bir partiye ya da gruba dâhil etmek ya da dâhil sanmak istedi. Özenle bundan kaçınıyoruz. Çünkü öncelikli derdimiz müzik ve kadın. Şimdilerde bu tür problemleri aşıyoruz. Bunun dışında Dokuz kişi olduğumuz için çağırıldığımız bir yere ulaşım çok zor. Sponsorlara ihtiyaç duyuyoruz.
Sayfa 9 yükleniyor…
Elbette günlük hayatımızın büyük kısmı Dina ile geçiyor. Çok sık prova yapıyoruz. Haftada üç gün mutlaka çalışıyoruz. Konser öncesinde her gün. Prova yoksa bile illaki bir işimiz oluyor. Ama bundan şikâyetçi değiliz. Hatta öyle ki
provadan çıkıp evlere dağılıp akşam bir mesajlaşma trafiği başlıyor. Bazen çıkıp tekrar buluşuyoruz. Sohbet etmek için. Hepimize iyi geliyor Dina.
Sayfa 10 yükleniyor…
Farklı dillerde şarkılar seçmemizin ilk nedeni barışa da dikkat çekmek. Dil farkı, din ırk ve hatta cinsiyet farkı barışın zedelenmesi için sebep değildir diye bir mesajımız var insanlara. Elbette müziğin evrensel dili bizi güçlendirmiş oluyor. Seçtiğimiz şarkıları tesadüfen seçmiyoruz zaten. Mutlaka bir içeriği var. Örneğin Kelmti
Horra var. Amel Mathlouti şarkısı. Tunuslu devrimci bir kadın sanatçı. Şarkının anlamı öyle dopdolu ki. Ben dünyanın
Sayfa 11 yükleniyor…
çözemediği sırım ben özgür olanım, ben sizin boğazınıza takılan kılçığım diyor. Zaman zaman gözlerimiz yaşarıyor bu şarkıyı çalarken. Jovano var mesela. O da anonim bir Makedon şarkısı. Hıristiyan bir delikanlının Müslüman bir kıza aşkını anlatıyor. Kavuşamıyorlar din farkı yüzünden.
Şarkı seçimlerini genellikle birlikte yapıyoruz. Çok çok dinleyip araştırıyoruz. Anlamlarına ve sözlerine ulaşmaya çalışıyoruz. Seçtiğimiz şarkı hangimizin ses rengi ve ses sınırlarına uygunsa o şarkının solist vokalini belirlemiş oluyoruz. Sonra telaffuz için o dili bilen birilerine ulaşmaya çalışıp yardım alıyoruz. Seçilen şarkıya en uygun çalgılarla icra etmeye uğraşıyoruz. Bu nedenle bir kişi tek bir çalgı çalmıyor. Ağırlıklı çalgılarımız var hepimizin ama gerekiyorsa düzenlememize göre değiştiriyoruz çalgıları. Bu nedenle perküsyon çalan biri mandoline geçebiliyor. Ya da bağlamayı bırakıp blok flüt çalınabiliyor. Zaten neredeyse hepimizin eline küçük perküsyon çalgıları değiyor program boyunca.
Güzel ülkemde öyle çok sorun var ki, insan neye üzüleceğini hangisi için ne yapacağını şaşırıyor. Çevre mücadelesi, kadın mücadelesi, engelli hakları, barış, hayvan hakları, fakirlik, eğitim… Bi ucundan tutmak gerek diye düşünüyoruz. Diğer değişle taşın altına elini sokmak gerek. Biz de kendimizi kadın mücadelesinin içinde var etmek istiyoruz. İşe yarayacağını biliyoruz. Vah vah tüh tüh demektense bir kenarda oturmayıp, kıpırdanmak gerek. Dina ile kendimizi güçlü ve işe yarar hissediyoruz. Kadın yaşam özgürlük bizim için önemli bir slogan. Tam da bunun için çıktık yola. Biz de kendimizce Dina Kadın'la barış diye söylüyoruz Şarkılarımızı...
. Dina, karanlık günlere ışık, yok sayanlara estetik, güçlü bir haykırış. Dina kocaman bir umut…
Sayfa 13 yükleniyor…
Sayfa 14 yükleniyor…