temize çıksın nefesi kesilesice
buhurumeryem nokta aralığında
erin kokar çağanoz bir pervanedir
başka bir kentin jargonu söylenir güya
hep onu sevsin istermiş şarap bardaklarında
parmak izi ve beşinci caddede ambulans ışıkları
lekelidir hâlâ anımsanır çoğunluğun gözünde
fransıza çalar ya tırnakları özgürlük ve eşitlik babında
sarışın bir denizaltı kardeşliği
eğilir sen gecenin huysuz mezurasında
girgin bir pusulayı bir sağa bir sola çevirirken
elinde büsbütün öksüz kalıyormuş yollar
misafirperver bir cennet dilerdim yerkürede iki meridyen
kadar ıssız bir duvar piyanosu ve hepten
kaleşinkofların namlusunda pis kamboç
üzerinde pek durulmamış gayzerleri kovalarken
pek tabii bir kış bahçesi hiç olmazsa
sapanına iliklediğin çakıl taşları
te isviçre’lerde bir sanatoryumdan
leningrad sığınaklarına peşinen suma edilmiş
kararnameyi okurlar yıldızlar meydanında
lennon’un tez başı vurula
hırsız polis oynanır kristal
pabuçlara sığdırmak için şişmiş ayaklarını
dev formikalar vize göstermeden klein şişelerini yürürken
kaymak tabakanın barışçıl yazarları gibi
postane köşelerinde muybridge
gün görmemiş zamanlara demir atarken şaha kalkar
çizgi filmlere demokrasi artık gelsin istiyorsunuz
siz türkler nasıl diyor
ben gidersem çok üzüleceksiniz