Bana Her Şeyi Anlatabilirdin

Tuğçe Tüfenk

Bana her şeyi anlatabilirdin.
Havayı suyu nasıl bulduğunu, beğendiğini veya beğenmediğin neye inandığını neyi hiç umursamayacağını. Bazen sevindiğini… 
Yalnızca duygular mı?
Bir gün yolda giderken taşa takıldığını, düşmediğini ama sinir olduğunu anlatabilirdin.
Geçen yazı nasıl geçirdiğini.
Kimin gittiğini kimin geldiğini. Gidiş gelişlerin sendeki etkilerini. Benle karşılaşmadan az öncesi itibariyle kimlerle karşılaştıysan, onlarla hayatına neler kattıysan. 
Ne en çok incittiyse seni. 
Ya da kimin gitmesine tepkisiz kaldıysan. Neden tepkisiz kaldıysan. Ve tepkisiz kaldıysan, eline ne geçtiyse… 
Aldığın derslerden bahsedebilirdin. Neyi bir daha yapmayacağını bilebilirdim.
Konu annen baban olunca ciddileşebilirdin. Senin kendi dünyanın en merkezindeki insanlardı onlar. Buradan 
bir çocukluk anın ,
unutamadığın birkaç insan , 
kurmasını unuttuğun gerçekleşmemiş hayaller
hatta oldu sandığın zaman kırılan hayallerin , 
kaybolmuş bir torba oyuncak , 

11

kırıldığından hiç bahsetmediğin çocukluğuna ait kocaman bir kalp 
ve daha neler neler çıkabilirdi. 
Sustuğunu göremezdim de hatta konu başka konuyu bu kadar hızlı açınca.
Sonra mutlaka görüp şaşırdığın bir dizi olay olmuştur. 
Yapılmasını yürekten istediğin devrimler , 
değişsin istediğin hayat rejimleri ,
aşk kahramanları, diziler
ve sevmediğin yemekler vardır. 
En sevdiğin yemek neydi? Bir tane en sevdiğin yemek olmalı.

Bir gece korkuyla yataktan sıçramışlığın, sana bağırdı diye babana gücenmişliğin, annenin susmasını istediğin anların olmuştur.
Kar yağmayan kentlerden mi gelmişsin? Bir kez kar altında yürümedin mi? Koşayım derken buzda kayıp kendine sinirlendiğini anlatabilirdin. Peki neden sokakta yere oturanları sevmezsin?
Yere oturan insanlar basit midir, öyle mi dersin?
Çok ağladığın bir şey olmuştur. Üstüne zamanlar geçince aynı şeye gülmeye başlamışsındır. Bak mesela bunu itiraf etmeye sıkılırsın. İnsanların hatta herhangi bir insanın karşısında kendini zayıf hissetmek istemezsin asla. O yüzden kalbinde, anlatamadığın yüz binlerce an vardır.
Oysaki zayıf düşmemek için her şeyini bana anlatabilirdin.

12

Güneşli bir sabaha kimi gün hiç uyanmamak istediğin oldu mu? Bir başka güneşli günü de ekmek almaya giderek karşılamışsındır. Güneş sıcak sıcak teninde, için kıpır kıpır. Genç çocuksun. Kıpırtına al beni de. “küt küt” durduramadığın bir vuruşu kaç kere yaşadığını anlatabilirdin. Utanç kadar boyun eğdiren az duygu var. Utançla birlikte en az bir duygu daha hissediyorsun. En utançla dolu anlarını paylaşabileceğin insandım.

Bir kız gör beğen. Beğendiğin anı sakla. Pastel boya takımından bir boya seç. Sözümü dinle.
Sakla.
Annenin herhangi bir lafını, ilk aşık olduğun insanın adını, babanın oğlum diye sarılışını ve kardeşinin doğduğu zamanları sakla. Güneşli bir güzel günü koy cebine, en utandığın anı da al -önemli dersler vardır alacağın- , herkes kış görür bunu göz ardı etme karlı geceyi de al. Bir de beni al. Hatıra olarak sakla. Anlatmadığın her şeyi bir hatıra yap, sakla.

Bir gün beni
görüşünü , 
isteyişini , 
elde edişini , 
istemeyişini ,
gidişini , 
sakladıklarını neden sakladığını ,

13

neleri saklayıp neler kazandığını.

Mesela
Neyine inanacağımı, nasıl inanacağımı.
Bana ne yaptığını, bu yaptığının altında yatan muhtemel sebepleri ,
Yani; tecrübelerini, hissettiklerini, aldığın her nefesi, bundan sonra alacaklarını hatta.
Geçirdiğin dönemi, 
artık inanmadıklarını, 
bağırmak istediklerini, 
yalan söylemenin zorluklarını, 
vicdan azabı ya da tam tersi rahatlığını,
öylesine aklına gelen tüm şarkıları.
Neden durup dururken gözlerinin dolduğunu bile anlatabilirdin.

Hiçbir şey anlatmadın.

14