Yenikapı

Burhan Tepe

Osmanlı padişahlarının en kudretlilerinden biri olan IV. Murad küçük yaşta tahta geçmiştir. Çeşitli entrikalarla 11 yaşında tahta oturtulan IV.Murad, tecrübesiz ve yaşı küçük olduğu için 10 yıl boyunca devleti annesi Kösem Sultan saltanat naibi olarak yönetmiştir. Sultan Murad tam olarak otoriteyi eline aldığında devlete çeki düzen vermek amacıyla tütünü, kahvehaneleri, afyonu, içkiyi ve fal bakmayı yasak etmiştir.

Rivayete göre Sultan Murad tebdili kıyafet ile sık sık halkın arasına karışırmış. Sultan bir gece tebdili kıyafetini giymiş ve İstanbul’da gezinmeye başlamış. Bir de Anadolu yakasına bakmaya karar verip bir sandal kiralamış. Sandalcı müşterisinin Sultan Murad olduğunu bilmiyormuş tabii. Biraz yol aldıktan sonra sandalcı sandalın yanından sarkan ipi çekmiş ve bir testi çıkmış. Sultan, “Ne var o testinin içinde?” diye sormuş. Sandalcı gülerek, “Ne olacak mey(şarap) işte.” diyerek sultana ikram etmiş. Her ne kadar yasaklamış olsa da hünkarın alkolle arası iyiymiş. İkramı kabul etmiş ama yine de, “Mey yasak. Hünkarımız görse boynunu vurdurtur. Korkmuyor musun?” diye sormaktan geri kalmamış. Sandalcı da haliyle, “Yahu, Hünkar nereden görecek bizi denizin ortasında?” demiş. Aradan biraz zaman geçmiş. Sandalcı bu defa

24

da sandalın tahtalarından birini kaldırarak içinden afyon çıkarmış ve nargilesine koyarak körüklemeye başlamış. Gönlü zengin olan adam yine sultana ikram etmiş. Hünkâr tekrar kabul etmiş fakat yine yasağı hatırlatmış. Sandalcı aynı şekilde, “Kim görecek bizi denizin ortasında?” demiş. Biraz daha vakit geçmiş. Bizim sandalcı cebinden fal taşlarını çıkarmış. Hünkâra, “Ver 5 akçe de falına bakayım.” demiş. Fal IV. Murad’ın en çok kızdığı şeymiş ama içinden ‘’Ya sabır!’’ diyerek vermiş 5 akçe’yi. Fal taşlarını elinde çalkalayıp atan sandalcı, ‘’Efendi, sor bakalım sorunu.’’ demiş. IV. Murad ‘’Hünkâr şu an nerededir?’’ diye sormuş. Sandalcı taşlara bakıp, ’’Hünkâr şu an denizdedir.’’ demiş. Sultan güya endişelenmiş gibi yapıp, ‘’Sakın yakınımızda bir yerlerde olmasın?’’ diye sormuş sandalcıya ve tekrar iyice bakmasını söylemiş. Sandalcı taşlara tekrar bakmış ve birden IV. Murad’ın ayaklarına kapanıp, ‘’Affet beni hünkârım.’’ diye yalvarmaya başlamış. Kıyıya dönene kadar yalvarmaya devam etmiş. Padişah dayanamayıp, ’’Sana bir soru soracağım. Eğer bilirsen seni affederim. Bilemezsen anında kelleni alırım.’’demiş. Sandalcı sevinçle ‘’Padişahım çok yaşa!’’demiş ve soruyu beklemeye başlamış. Sultan sandalcıya dönerek ‘’Söyle bakalım. Dönüşte İstanbul’a hangi kapıdan gireceğim?’’ diye sormuş. Kurnaz sandalcı hemen itiraz etmiş ve ‘’Hünkârım, şimdi ben hangi kapıyı söylesem, siz başka bir kapıdan girersiniz. Affınıza sığınarak hangi kapıdan gireceğinizi bir kâğıda yazıp size versem, siz de kapıdan girdikten sonra

25

okusanız olur mu?’’ diye sormuş. Hünkâr başını ‘’olur’’ anlamında sallayınca, sandalcı tahminini bir kâğıda yazıp vermiş. Bu sırada sandal kıyıya yanaşmış ve askerler Hünkârı karşılamışlar. IV. Murad sandaldan iner inmez askerlere, ‘’Tez vurun bu kâfirin kellesini!’’ diye emir buyurmuş. Sonra da sandalcıyla yaptığı anlaşmayı bozmamak için ‘’Surlara yeni bir kapı daha açıla! İstanbul’a oradan gireceğim.’’demiş. IV. Murad böylece sandalcının verdiği kâğıttaki cevabın yanlış olmasını garanti altına almış. Bir süre sonra Hünkârın emrettiği gibi askerler duvarı kırarak yeni bir kapı açmışlar. Sultan, sandalcının kâğıda ne yazdığını merak etmiş. Kendinden çok eminmiş. Laf olsun diye cebindeki kâğıdı açmış. Ama okuyunca hayretler içinde kalmış. Sandalcı kâğıda aynen şöyle yazmış: ’’Hünkârım yeni kapınız vatana millete hayırlı uğurlu olsun.’’. O gün bu gündür de işte o kapı, “Yenikapı” olarak anılıyormuş.

26