Doğa ana bekaretini yitirdiği gün,
Doğmamış kız çocukları
babalarının ellerinden çalacak gözlerindeki tecavüz dürtüsünü. -si minör
Kaç gül solar yüzük masalarında veca’yağına? -gavotte
Vazolar kırılır şangırtılı kırmızı bükey.
Anason bulur, bardak dökülüşünde kayıplar.
Ah ki konsomatrisler hisseder, boka konsa metresler.
C’est la vie doğa ana askısı düşer sürse Fransız Basklarını –dudaktan dudaktan
Pavyonlarına piyonlar sürülür küfürlü kısa -eteklerinden eteklerinden
Doğa ana,
orta doğu pavyonlarında konsomatrislerle yiyişirken;
bunu söylemek yasaktı çünkü dinen zina yasaktır.
Vah vah ki ben İsa'nın doğumundaki sır,
İbrahim'in kudretli acısıyım.
Meryem'in gizli aşkı,
şeytanın fikir aydınlığıyım.
Gazabım kadeh parçalar orta parmaklı yüzüklerin kanayışında.
Doğmamış çocukların sarmadıkları sigaralarını içer bir bir.
Gün yelpazelerle entrika zamanıdır,
Cadizli liberaller Iruña'ya göçer belki arkamız Gazteluleku.
Altı üstü seviştikti suçüstü, yelpaze suflör ukulele.
Oh la la Maite yazmasız dansöz,
Dilimiz çoğulcudur, e aile olsaktı
dilimiz sondan ekler, e Maite-ak olsaktı – o ukala-la
Eso es doğa ana, konsomatrisler üstüne zifaf zifaf
Maiteak sürgüne, Iruña’da Maite selef selef.
Derken çıkagelir post-modern Azize.
Kaybetme der, inancını.
Sahi inanca olan inancımız kaçıncı bardakta kaldı?