Ölüler Biraz Ketum Olur I

Semih Bozkurt

 

 

“Doktor onu ağzındaki bir kanserin öldürdüğünü söyledi. Dedesiyle ninesi onu gerçeğin öldürdüğünü söylediler. Mahallenin büyücüsüyse çığlık atmadığı için öldüğünü söyledi.”*

 

1.

Bir yerlerinde bu karanlığın,

Kitaplar indiren sessizliği sürdükçe, Anna'nın gözyaşları suluyor kelimesizliğimizi. Doğanın kanunu dökülerek geliyor. “Susacak ve dökülecek.” diyor kâhin, o susmaya devam ediyor ve dökülüyor. Kehanet mi gerçekleşiyor gerçek mi kâhin? –işte bu yüz kızartır tanrı makamınca.

2.

Bir yerlerinde bu karanlığın,

Dekolteli güzel kadınların önünde eğilmesini istiyor pragmatik bürokrasi. Arjantin diktatoryası ezip geçiyor

15

Sayfa 16 yükleniyor…

tangocuları. Anna adını söylerken yanlış telaffuz ediyor ve annesine sesleniyor. Annesi bu dili bilmiyor o ölümce konuşuyor. Bürokratların da trafik canavarları var, yani yoklar ve hepsi onlar.

3.

Bir yerlerinde bu karanlığın,

Çıkacak günah çok. Yerli tapınaklar yığacak tanrı gök yerine. Babasız çocuklar kendine tapınmayı bırakınca tanrıyı bulacak ve o yoklukta kaybolacak. Anna kayboluyor.

4.

Bir yerlerinde bu karanlığın,

Büyücü büyüyor ve kötülüğün büyüleyiciliğine kapılıyor. Küresinin dünyadan farkı yok, uzaktan bakınca her şey normal görünüyor. Şöyle demek istiyor, “Tanrı bundan dünyaya karışmıyor.” ama demiyor.

5.

Bir yerlerinde bu karanlığın,

Nineler ve dedeler düzenden korkmuyor, artık vakit geç. Düzülense ürkütüyor onları, sessizliğine kitaplar inen çocukların dinine inanıyorlar, ölen çocukları gökyüzünde arayacaklar. Ama tapınaklardan cennet görünmeyecek,

17

-işte bu unutulmuştur tanrı makamınca.

6.

Bir yerlerinde bu karanlığın,

Belki de tanrı, intiharı yasaklayarak en büyük günahı işledi.

Eduardo Galeano’nun ‘Aynalar’ adlı kitabından alınmıştır.*

18