“Alıngan Marşı”, Kaos Çocuk Parkı Yayınevi
1. Basım, S.75
Sevincimi ikiye bölen kaçıncı hınç bu
Döllenmiş ay ışıkları yağarken iki sarılgan aşığın üzerine
Kaçıncı iç geçirmem kendi içime
Yağmurun bunak yaşlarında tanıdım insan olmayı
Bardakları boş taraflarından parçaladım
Alafranga seviştim, aynalı yaşadım
Aynasız dövüştüm ve kibirden
Ve uluslararası yolculuklardan
Rus kızılı İngiliz beyazından
Islığımda begonya kokusunu saklar gibi arındım
Yani sizin anlayacağınız "live together, die alone"
Benim anlayacağım "bir ayrılık, bir yoksulluk bir de ölüm "
Anlaşmayalım birbirimizle
çünkü papatyaların sakallarını gül suyu ile okşamak berdel olur
Gün yanar, gür sarılır bütün aşıklar
Hep karşıya doğru devrilir çene kemiğimdeki yürek
Saçlarımı kütleten soğuğu sarıp ellerime
Bir kalıp sabunla çeşmeye ağız sokan anneleri düşünürüm
Çok yaşamadım bu zamana dek
Gelinler bakire çıkmayınca yırtıldı örtülü ödenekler
İnekler geri verildi, altınlar bozduruldu
Borsada sıra bekledi erkek tarafı
Pastalar ve kahve telveleri böğürlerinden söküldü gençlerin
Ağladım
Ağlamamla birlikte eşya durdu
Dünya döndü
Varlığım milli piyango topu gibi saçıldı evrene
Güneş sisteminde yalnız bir Allah’ı düşündüm
Sonra kadınları
sonra hep kadınları ve kundaklarında rahim biriktiren
Ortadoğu şöhretli büyük beylik adamları
Belki biraz freedom for Palestine diye bağırdım
Tam hatırlamadım, eksik düşünmedim
Gövdem bin yıllık parke taşlarının hüznünü barındırdı, yerdeydim
Adım sanki Hrant'tı
Belki biraz çocuklarım vardı atomsever
Sürekli öksüren tanrılara hıçkırıklarım armağandı
Birini sevdim
Aksitosin salgıladım asırlar boyu
Ben yokken, onu ilk insanlar severdi
Dinozorlar ve primatlar da
Bakara'daki Yahudiler de
Willard Libby sonradan sevdi
O sevilmek için vardı
En son ben sevdim
Sonra gitti
Şehir oturduğu yerden zahmet edip kalktı
Bir iki mahallesini salladı arkasından
Belediye binaları devrildi, refüjler gerildi
Göbekte bekleyen çocuğun çürük dişinden fırladı yüreği
Yeryüzünün altında kaldı yüzüm
Üzerimde çoğalan ayaklarla yaşadığım anlaşıldı
Nasıl olur kapıların çalınması
Evde ikinci bir ayakkabı oluşu
Başka bir ses tonu sesime yapışan
Uzun saç teli, ve ruj rengi bütün beyaz havlularda
Kırkıncı izmarit, kalpli çorap, mavi lastik toka
Ev sahibinin viledayla vurması tavana
Rahatsız olunsun benden
Bir olmayışımdan, yaşadığımın bedelini ödemediğimden
Evde hiç konuşmadığımdan
Tek yastıktan, Tek tanrımdan!
İçim; bir sürü adam.
Çok özlüyorum çok
Hiç tanımadığım ve görmediğim bir kadını.