“Sígueme, y deja que los muertos entierren a sus muertos”
I.
gördüğümü bildiğim şu dünyada iki şey iyi gördüğüm (karanlıkta):
1. bu dünyada gerçek olduğu
2. bu dünyanın gerçek olmadığı
II.
Hoşça kal, bedevi
bir gecenin içine doğru gidiyor geminin ışıkları,
dalgalarla silikleşiyor bu dünyadaki izi
yepyeni münzevi doğuyor yurtsuzluğunda
hoş geldin evsiz bedevi
II.
bacaklarındaki varisi engelliyor dünyanın içine yürüyüşünü
tanrının varisinin.
III.
önceden dişleri vardı, vardır önceden dişler
çarpık kentlerin derinliği sezilirdi her yalayışında, sezilir bu kentlerin derinliği.
Şimdi uzaktan bakıyorum da peyzajı pek yapay beyazlığın gülmez bir dişlisi.
Dişi kullanılmaz burada, rakip kaçar çok dişli.
III.
şimdi de ben duvar diyorum –yorgun da biraz bedevi,
karşınızdaki duvarlar geliyor aklınıza belki
bir kilise duvarıydı bu oysa, anımsamıyor onu isa bile –üzülme bedevi
ya da ağlama duvarıydı, vah vah daha kırkı çıkmamış üç çocuk
gülüyordu günahları aşmış şimdiden boyunu
boynu bükük çiçekçidir biraz her bedevi
III.
Duvara sırtını verircesine dayandığı dünyanın içinden çıkıyordu çiçekler.
Çiçekçi ne yaslandığı çiçekleri görüyor ne de ezdiği çocuğu ve çocukluğu altında.
açmaza giriyor çiçekler,
çocuklar altında
çocukluk altından –bozdur yani.
IV.
Kiliseden su doldurup ayaküstü günah da çıkarır çiçekçi ki
Alnında şu yazılı,
Can yelekleri kefenlerin altında saklı.
IV.
Koparılmış çiçek başları
dünyaya yeni ağıt yankıları:
"bir şey yapmalı!" -ney?
merhametle bağışlanacağına dünya,
dünyaya merhamet bağışlanmalı
IV.
Dünyadan kopmuş,
Bekliyor
Dünyanın dönmesini.
IV.
Soluk kelebek koleksiyonu, dağılır yani
Bugün olmaz yarın gel
Yine çıkacağım karşına aynı şekilde
bir pantolon ve pantolon olan pek çok şeyle
yine çıkmayacağım belki kıştır ayaklarımız kanmıştır
çıplak bir güneşle
ya da yazdır işte ortanca kokuları sızmıştır bahçelerden
V.
Kökü topraktan ayrık, üç kardeş ortanca’nın ortancası
hoş geldin bedevimizin yeni varisi
büyüğü ile küçüğün yamalı dünya saksısı.
askısı düşmüş her şehir günlük dünya tesellisi.
V.
Sığın teselline, vakit bol ortanca
Sakla tüm kokularını ve neyin varsa kokusu olan,
Müjde –vardır böyle kokular
saklı bir ur içinde –ya da içinde saklı bir ur
Hayat sana toprak verdi,
Mezarlık olsun onlar kanınca –ölü zaten ölümü bulur.
V.
bu anın fesat sesi duyulur, duyurulur hep böyle sesler
Maksadı müjde olmayan hasadın, bedevi tanrısınadır bereketi,
Derinliği tesellinin altındadır
teselli altındandır –bozdur yani
V.
Yine çıkacağım karşına aynı şekilde,
Çıkacak günah çoktu
ki ortanca kokuları sızmıştır bahçelerden.
kilisede su bitti çiçekçi
Alnında şu yazılı,
V.
2. bu dünyanın gerçek olmadığı
1. bu dünyada gerçek olduğu
gördüğümü bildiğim şu dünyada iki şey kördüğüm (karanlıkta).