Karbeyaz Paradigması

Enes Tosun

 

 

Kaptan, kaptanım! Zamanımız daraldı.
Sevgilim yeşil ceketimi taşımalı.
Tanrı bir parça karbeyaz bıraktı.
		
Ay ışığında yıkanmayan
çöllerin kaçakçısı Serap, bana yeşil,
	ekoseli bir kumaş getirdi.
	Kendime İğneleri üzerinde yüksüksüz ceket diktim.
İlkin Bîrûnî sonra alacalı bir köstebek
göz kırpmayalı kör oldu.
Giyotin çoktan kesti kanatları.
Güneşin saçlarının örgülerine
ve soğuk demir mıhlara bırakıldı uçma eylemi.
			     Kar körlüğü gördüm gözlerinde 
			     dar açılarla bakmaktan olmalı.
Ya cam içinde kum ya kum içinde cam. 
Kumlar, çöle dokunan ilk kadın ayağından reddedildiler. 
		     Sarılıklar döngüdeki sona yakın halka, 
			     Şecerem Promete’nin çiğ ateşi, 
				Kâfir sarısı dünyada haram. 
		

21

Sayfa 22 yükleniyor…

El-Veda sadece bir Arap emirinin ismiydi belki. 

Sürgünler bir hüznü ikiye böldü. 
Beklemeyi çevirmeli telefonlardan öğrendim. 
Sınırları çizilmiş bir ırmak geceleri Ay’ın yüzünü okşadı. 
Acılarımızı birkaç sözcükle onarma sanatı  
          fırtınalı sularda tuzla sevişti. 
		    Kayalıktaki pavurya ayakları uzaklarda. 
			   Dudakta kanadığı görüldü üzümün. 
			       Yakılan gemiler sırılsıklam. 

Çöllerde zaman kılçıksız kolay yendi 
Damarlarımda katlanan kanlı samyeli zatürre 
yabani incir ağaçlarının 
bütün ham meyvelerini yere serdi. 
            ‘’ve celle senâük‘’ ve dü 
				       zen 
                                          siz mezarlar. 
Develer gökyüzünde yürürler, ondan yanmaz ayakları. 
Solstislerden daha çok görmek isterim seni. 

Kaptan, kaptanım! Zamanımız daraldı. 
Petra’ya ne kadar kaldı? 
Tanrı bir parça karbeyaz  
             ve Aramıza epsilon sayılarını bıraktı. 
        

23