Üzerimde gökkuşağı gerilmiş fotoğrafım yok benim.
Boyadım neden yüzümü yedi renk
Tırnaklarımyedi
Kirpiklerim renk
Bir noel sabahıydı
Ya da ben öyle sanıyordum.
Boğuluyordum, güneşe boyandım
İçime açıldım.
Kalabalık, karanlık bi sokağa çıktım.
Ölüler var ölümlerden daha çok
Ölüler ve cesetler
daha çok cesetler.
Kaçıncı kabile harbi geçmiş bu sokaktan?
Sanmışım öleceğimi kaçıncı kez?
Taşlardan ve yaylılardan kaçayım derken
-Yani ben öyle tahmin ediyorum
Amansız ızdıraplı kimse alış veriş listesini düşürmüş
- Vanilya - Zehir - Begonville - Flöre (Bulamazsan jilet de olabilir.) - T Pekâlâ Güzel bir liste. Sıra sıra dükkânlar geçiyorum Şehir kahvecisi, posta merkezi, bir umutlunun butik oteli Stüdyo kırık Nasıl nerden bulmuş da yan yana güldürmüş vitrinde ikimizi? Fotoğraftır, Nar’a benzer Bin kapıya açılır, binbir kokuya. Nasıl olsa savaş geçmiş, Nasıl olsa kimseler bu sokakta bulamaz beni. Kırıp çıkarıyorum yan yana ikimizi. Biz varız, sarmaş dolaşmışız Arkamızda kelimeler, sanki ayrılmışız.
Boğuluyoruz, hüzünlü balıklar gibi Umarsız kâğıt gemiler gibi Boğulurken olsun bende o çocuğu bulamaz mısın? Sen, yine o kadın olamaz mısın? -Begonville?-Ellerimde. -Zehir?-Peki. -Boğuluyoruz. -Hüzünlü balıklar gibi mi? -Boğuluyoruz -Peki. Sanki en son orda yaşamışım Sanki ben hep o görkemli Jüpiter yılında. Ama bugün de çok Avrupai buluyorum içinde flöre ile kan geçen bi hayali. Neyse ne. Sen o sokaktan çıkmadan önce biliyordum ben hangi şarkıyı dinleyeceğimi. Bu kokuyu tanıyorum. Vanilya yağmuru başlar şimdi. Ben açarım kollarımı iki yana, Kaldırırım yüzümü göğe, Dans ederim. Dans ederim kırmızı elbiseli bir direnişçi gibi.
Sayfa 28 yükleniyor…
Kırmızı ne güzel bir renkti sahi Begonville ne güzel çiçekti Unuttum. Bi noel sabahıydı Ya da ben öyle sanıyordum. Boğuluyordum Hepsi bu.