Vanilya

Nafizcan Önder

 

Üzerimde gökkuşağı gerilmiş fotoğrafım yok benim. 
Boyadım neden yüzümü yedi renk 
Tırnaklarımyedi 
Kirpiklerim        renk 

Bir noel sabahıydı 
Ya da ben öyle sanıyordum. 
Boğuluyordum, güneşe boyandım  
İçime açıldım. 

Kalabalık, karanlık bi sokağa çıktım. 
Ölüler var ölümlerden daha çok  
Ölüler ve cesetler 
daha çok cesetler. 
Kaçıncı kabile harbi geçmiş bu sokaktan? 
Sanmışım öleceğimi kaçıncı kez? 

Taşlardan ve yaylılardan kaçayım derken 
	-Yani ben öyle tahmin ediyorum 
Amansız ızdıraplı kimse alış veriş listesini düşürmüş
        

25

- Vanilya 
- Zehir  
- Begonville 
- Flöre (Bulamazsan jilet de olabilir.) 
- T 

Pekâlâ  
Güzel bir liste. 

Sıra sıra dükkânlar geçiyorum 
Şehir kahvecisi, posta merkezi, bir umutlunun butik oteli  
Stüdyo kırık 
Nasıl nerden bulmuş da yan yana güldürmüş vitrinde ikimizi? 

			Fotoğraftır, 
			Nar’a benzer 
			Bin kapıya açılır, binbir kokuya. 
Nasıl olsa savaş geçmiş, 
Nasıl olsa kimseler bu sokakta bulamaz beni. 
Kırıp çıkarıyorum  
yan yana ikimizi. 

Biz varız, sarmaş dolaşmışız  
Arkamızda kelimeler, sanki ayrılmışız.  

26

Boğuluyoruz, hüzünlü balıklar gibi
Umarsız kâğıt gemiler gibi 
Boğulurken olsun bende o çocuğu bulamaz mısın? 
Sen, yine o kadın olamaz mısın?

	-Begonville?-Ellerimde. 
	-Zehir?-Peki. 
			-Boğuluyoruz. 
	-Hüzünlü balıklar gibi mi? 
			-Boğuluyoruz 
	-Peki. 

Sanki en son orda yaşamışım  
Sanki ben hep o görkemli Jüpiter yılında. 
Ama bugün de çok Avrupai buluyorum içinde flöre ile 
kan geçen bi hayali. 
Neyse ne. 
Sen o sokaktan çıkmadan önce biliyordum ben 
hangi şarkıyı dinleyeceğimi. 

Bu kokuyu tanıyorum. 
Vanilya yağmuru başlar şimdi. 
Ben açarım kollarımı iki yana, 
Kaldırırım yüzümü göğe, 
Dans ederim. Dans ederim kırmızı elbiseli bir direnişçi gibi.  
		

27

Sayfa 28 yükleniyor…

Kırmızı ne güzel bir renkti sahi
Begonville ne güzel çiçekti
Unuttum.

Bi noel sabahıydı
Ya da ben öyle sanıyordum.
Boğuluyordum
Hepsi bu.

29