Islak Mavi

Nafizcan Önder

 

defne


Bi şaire yalnızca bi çiçeği sevdiren kadınları düşündüm
Bi çiçeği diğer hepsinden daha çok sevdirebilen.
Şiirlerde ya adı geçen ya da kokusu sinmiş sardunyaları düşündüm
Sardunyaları düşündüm.
Sardunyalar güzeldir
Sen de sardunyasın bi biçiminle
Seni düşündüm

41

Sayfa 41 yükleniyor…

Seni düşünürken
Göz bebekleri parçalanmış bi adam gördüm düşümde
Düşümden düştüm.
Acıdım.
Kendime acımaktan bıktım.
Bıktım acımaktan.
Kendime bıktım.
Kendimden bıktım.
Acımaktan, kendi kendime acımaktan bıktım.

Evimde hiç çiçek yok.
Evimden uzaklaştım bi çiçekçiye kadar.
Dedim ki bi eflatuna, seni benim kadar sevemez.
Ben seni öyle güzel izlerim ki dedim
Eflatun yerlerin kızarır.
Ya bi gün soldurursan? Dedi.
Ben sustum.
Okuduğum tüm kitaplar sustu.
Şairler ve sardunyalar
Sustu.
Bi kelime yok.
Evimde neden hiç çiçek yok?
Anladın mı?

Diyemedim.

    O gün bil ki birlikte solmuşuzdur

42

Diyemedim.
    Yeni günde birlikte açarız, diyemedim.

Dudaklarım düğüm
Boğazım düğüm
Çocukluğumun anısı sobada kaynayan bi güğüm.
Ya bi gün soldurursan dedin ya bana o gün
Omuzlarımdan aşağıya devrildi güğüm.
Çocukluğum yandı.
Hiçbi karanlık da aydınlığa çıkmadı.

Evimden çok uzaktayım şimdi
Çocukluğumdan uzakta
Senden uzakta.
“Kaybolmak, özgürlüğe ilk adım!”
Delilik.
Afilli cümlelerle ruhumu tavlayamayacak kadar büyük sanırım
Ruhumdan düştüğüm
Gözünden düştüğüm
Kara delik.

Şehrin orta yerine ankesörlü telefon koyanların var bi bildiği
İnan bana.

Şimdi
Bi yanık fotoğraftır zihnimde üzerinde numaran yazılı kâğıt

43

Telefonda söylememeliydim bunların tamamını belki de sana
Bağıracaksın yüzüme
Korkak
   Ağıt
Daha yüksek korkak
   Daha sessiz ağıt
Küfür bu bilmiyorsun
Daha da yüksek tükür
Tükür ki
Duyma!
Kapanıyor telefon sesime
Küfür bi kez daha
Ağıt kere ağıt
Duyma ama.

Şimdi biliyorsun
Neden ıslansa da durur ankesörlü telefonlar şehrin orta yerinde
Artık biliyorsun işte
Neden hiç çiçek yok evimde.

44