Siz, yani yitirdiğiniz renklerin fırçası gönlümün, Ben, bilirsiniz beni, hiçbir sizde olmayan beni. Yeryüzü sizin, gökyüzü benim (bu suda görünsün) Yüzümün aksi pek aksi bir su olmanın yüzünde Yüzüm hep bir su olmanın yüzünde Biz, işte bilirsiniz bizi, ben olan bizi. hiçbir sizde olmayan benin bizleri. Ne farkımız kaldı hayvan barınağından baktığımız aynadaki bir akis, bir izleri, bir biz, biraz da siz mi? –hay aksi. Bir türlü sevemedim dağların çağırmadığı yolları, şehirleri sarmadığı bulutların Gökyüzüyle düşlenmiş yahut gök yüzüyle döşenmiş şehirlerin gözleri parçalı bulutlu Bulutlu şehirlerin gözlerinde yamaçsız dağların korkusu ve yaşlanmış şehirlerin tortusu
Sayfa 32 yükleniyor…
burun deliklerimi istila eden şehrin tanık nefesi nefsi ciğerlerimi korlayan dağlı yolların yanık meşalesi ah, güzel kızımın güzel adının güzel kokusu tüm güzel şehirleri güzel kızları besler ve güzel kızlar da güzel şehirlere benzer ben işte, hatırlarsınız beni, hiçbir sizde olmayan benin izleri ben doğurdum kızımı kokusunu da ben doğurdum benim artık bulutu da sağanağı da işte yine benim sığınağı dağlı tepeleri de ben yürüdüm dağlı memelerinden de ben verdim sütünü güzel şehirlerini de ben besledim ayaklarını da sizden ben yürüttüm pasif fetişik duygularla tuttum ayaklarınızı anlayacağınız neredeyse kusursuzdunuz olmasaydı ayaklarınız zarif bir ölü gibi giden ayaklarınız. siz, yani tüm dudakların bulutlu yolu ve tüm boyunların dağlı sonu ben, yani bulutlu dağların yolunun sonu ve güzel kızımın güzel adının güzel kokusu yeryüzünde ne varsa yerle bir ettiniz, sizin olsun yeryüzü gökyüzünde ne varsa benle bir ettiniz, artık benimdir gökyüzü
yani hiç ağlamayın boşuna, yeryüzü sağanağımdan rutubet tuttu. bir su olmanın yüzüne bakan herkes gökyüzünde bunu da gördü.