adın adını söyle bana. ruhunu teslim etmişsin dünyaya, ipince arafta kalır ruhlar düşerse yola. şimdi tutup kaldıracağım onu adından, açmamış çiçekler gibi saklayacağım sırrını sıkı sıkı toprağa, köklerine adımı karıncalarla adım adım fısıldayacağım. ya da ötmeyi hatırlamış devrik kral sinekkapanın kanatlarından gökyüzüne yükselen sütunlarla tapınaklarda yankılanacağım adın bana tapınaklar aratacak şöyle asırlarca tapınmalık baştan aşağı apolloyum bugün yanımda imgeler pek sappho, ziyaretçiler içimde ruh buluyor -içinde bir ruh var diyorlar bana bakıp bakıp heykeltıraşımı övüyorlar çünkü seviliyor ruh kâşifleri ve aristo –ve tanrı biraz da sense araftasın hâlâ bugün dolaşıyor ruhun antik şaraplarda, içerliyor tapınağında mabedinden mahrum yayımladığım manifesto.
Sayfa 19 yükleniyor…
vakitsiz gidişlerin açık kalır kapısı tangosuz manifestolar ki eksik ibadet uç uca eklenmiş iki zaman dilimiyiz ki adın arkaik gülümsemelerden ibaret marifet ki yarınımız yokmuş gibi gülmüştük o yüzyıl yarınımız yoktu.