Galatat

Dağhan Üçok

 

Yaygın bir şikayet; adamın soyadı Esad idi bir ara Esed oldu. Bir adamın soyadından daha derin bir konu var ortada; onun için de bu köşeye mevzu oldu.

Adamın soyadı Esed; değil mevcut hükumet ve şürekası, yeryüzünün bütün şeytanları Esed dese de bir şey değişmez zira doğrusu bu. Esed aslan demek, Esad daha veya en mutlu, kutlu. Birbiriyle apalakasız iki kelime.

Adamın adı Yasir Arafat, İngiliz onu Yasir okuyabilmek için Yasser veya Yaser yazıyor. Sanki Yasir ismi bilmediğimiz, bize yabancı bir ad... İngiliz imlasını yazıldığı gibi okuma cehaleti de ayrı fasıl.

"Örneğin, Beytüllahim gibi bir kelime, bir özel isim, Bethlehem kelimesiyle ikame edildiğinde, tek tanrılı dinlerin mukaddes bildikleri Davud, Süleyman ve İsa

14

Sayfa 14 yükleniyor…

peygamberlerin doğdukları bu Ürdün şehri, Wernicke’deki karşılığı ile buluşamayacak, şehre ilişkin tüm bilgi, düşünce, tasarım ve tasavvurlar bir daha geri gelmemek üzere kaybolacaklardır.” (Kabus -Schrödinger’in Kedisi-, Alev Alatlı, 1999).

Sekizinci yüzyıldan başlayarak antik dünyanın bilimsel ve felsefî birikimi, özel olarak da eski Yunan metinleri Arapçaya tercüme edildi. Sadece bu metinler Arapçaya çevrilmedi; Platon’un adı Eflâtun, Pythogoras’ın adı Fisâgur, Sokrates’in adı Sukrât veya Bukrât, Euclides’in adı Uklidis oldu. Çünkü onlar artık yabancı değildi, benimsenmişler ve öz malı yapılmışlardı.

Onbirinci yüzyıldan başlayarak İslam dünyasında üretilmiş olan bilimsel ve felsefî birikim Latinceye tercüme edildi. Sadece bu metinler Latinceye çevrilmedi; İbn Sina’nın adı Avicenna, İbn Rüşd’ün adı Averroes, İbn Heysem’in adı Alhazen, Razî’nin adı Rhazes oldu. Çünkü onlar artık yabancı değildi, benimsenmişler ve öz malı yapılmışlardı. Kültür böyle inşa ediliyor, belki kıra döke ama kendi hançeresine uydurarak… nasıl ki insan yediği yemekteki proteinleri önce parçalıyor yıkıyor, sonra kendi proteini olarak yeniden sentezliyorsa!

Seksenli yıllara kadar yabancı dilden gelen kelimeleri ve yabancı özel isimleri Türkçe seslendirilişiyle yazmak genel normdu; nakavt (knock out), korner (corner), Şikago (Chicago) vb. Sonra her nedense böyle yazmak kıroluk oldu,

15

tam da bu sebebden futbol terimi olanı aut, moda terimi olanı out diye yazıyoruz. Yani bu kelimeler hâlâ bir yabancı nesne gibi aramızda dolaşıyorlar. Ice tea’yı aystî diye yazmak ancak mizah söz konusuysa mümkün bugün. Bu arada evet, bana soruyorsanız o şarkıcı hanım kızımızın adı Şakire diye yazılmalı; Shakira değil.

16