hallaç! aşkın bir kurum şeklinde kalakaldığı kentte otobüs duraklarından gölgeler toplayışın hüznün uzun yüzünü seyredişin sabahın ölü yerinde göğsünde taşıdığın hiçliğin içtiğinde aydınlanışı sonra tekrar dönüşün aynı belirsizliğe sabahın ölü sesiyle güneye doğru ve daha ileri hanginiz bizimdiniz? e savurduğun küfür balkonundan sarkıttığı yaşam, kanser kızı okusun diye kendini bildiği mahalleden taşınan annenin hepsi seni yağmalıyor hallaç! hepsi senin için yapıyor taşıdığın coğrafyadan bir hamle sessizliği acıyorum hallaç, beni benden öteye götüremedim hep sınıfta kaldım tanrıya buradan bakarsan yanlış anlamış olmalıyım her şeyi ne olduysam bir kaldım sende ya hercai denizler açan ansızın önüme aşk? hep bir uğultuyu aşar görünen uykumun altına bıraktığın ceset suyu vakitli vakitsiz ağartan bildim onu da tersten okumasını
hallaç, dedim işte burada, ayağımın altındasınız! sizin ülkenizde, tanrılarınızla kalabalık kalakaldık gecenin bir şeyi örttüğünde.