-Seni çok çok çok seviyorum Ersen! -Sağ ol aşkım. -Ne iyi akıl ettin de bu filme geldik. Kaç zamandır dışarı çıkmışlığımız yoktu. -Güzelim iyi ettim, iyi ettim de keşke başka bir saate alsaydık biletleri. -Aaa! Niyeymiş? Akşam seansı işte Ersen en güzeli. -En güzel sensin aşkım. -Ehihihi! Hayvan... -Neyse, hadi gel aşkım şöyle arkaya bi yerlere geçelim. Sakin sakin izleriz filmi, ha? -Ersen olmaz öyle şey. Aldık ya orta sıradan biletlerimizi. Yerimize geçelim işte. En güzel oralardan izleniyor. -Hayatım, ben orta sıradan izleyince filmin içine düşüyorum. Sonra ani ses efektlerinde korkuyorum. -Ahaha! E yuh yani Ersen. Kalıbından utan. Romantik komedinin nesi seni korkutsun? -Romantik mi? Eyvah! Abim beni doğrayacak. -Efendim Ersenciğim? Anlayamadım. -Ava giderken avlandık diyorum canım. ...
-Ersen kapat şu telefonunu artık! Neye bakıyorsun öyle durmadan? Filmi kaçırıyorum. -Stuttgart’a bakıyorum aşkım. -İyi, güzel, bak sen bak. Bir kere gelelim dedik şu sinemaya, senin yaptığına bak! -Aşkım yapmadıklarıma bakıyorum şu an. -Filme dön! -Ahh! Gol. Ptüh! Gol oldu işte. -Ayağa kalk bağır bir de Ersen! Allah’ım romantik gerilim oldum şu anda. Kovdurtacaksın bizi! -Aşkım Stuttgart attı ya... Vallahi kovmasalar da bir daha gelmem zaten. Orta sıralar çok sıkışık, insanlar bize bakıyor gibi. En arka sırada oturacaktık biz. Oh mis! -Ersen yeter! Burnumdan geldi artık. Geldi! Ne olucakmış arkada oturunca. Nesi varmış arkanın?! -Bir teselli ikramiyesi. Belki bir amorti. Kazı kazandan çıkan iki lira gibi. Son dakikada gelip, beraberliğe hamd olsun dedirten gol gibi şu anda arka sıra. -Monolog saçmalıyorsun Ersen, anlamıyorum seni fısır fısır... Ben kalkıyorum gına geldi artık! -Peki madem. Ben de geliyorum. ... -Ersen ne oluyor allasen? Neyin var senin? Sinemaya da gideceğiz dedin. Mutlu ettin. Şu yaptıklarına bak. -Aşkım kusura bakma gerçekten. Ben biraz gerildim de. -Ne oldu da birden gerildin Ersen? Anlayamıyorum. Filme
geldik geleli saçmalıyorsun. Yok Stuttgartmış, yok gol olmuş, orta sıralarda korkuyormuş. -Canım benim, kendi kendime söyleniyordum işte. -Yok ben anladım ama şimdi. Sen yine bahis oynadın kupon tutmayınca da huysuzlandın filmi baltaladın. -Aşkım dur hele! Vallahi bahis oynamadım. Esas mesele de o zaten. Off! Abim sıçacak ağzıma! -Ersen?! Son kez soruyorum. Ne oluyor kuzum? Düzgünce anlat lütfen. Çok yoruldum. -Hayatım, abim Stuttgart’a basmam için elli lira yolladı. -E niye kendi basmamış da sana bastırtıyor. Tövbe tövbe... -Aşkım o anlar öyle işlerden. Bir koy beş al meselesi. Ama ben bahis oynamayıp sinemaya bilet alınca hem beş alamadım hem de... -Yaa... Salak Ersen... Çok tatlısın aşkım. E madem bilet aldın, filmi niye izletmedin Ersen? O para şimdi hepten boşa gitti. -Orası da varan iki işte aşkım... -E anlat o zaman, hadi?! -Ben, yani, dedim gibisine zaten aşkım, sanki, hani orta sıra bana dar gelir... Arkalar dedim... Ferah ferah, otururuz film bakarız... Aşkım, yani dedim söyledim işte ya!.. -Ersen! Yirmi beş oldun Ersen! Sinemada arka sıra sörfü lisede kaldı Ersen! -Aşkım, ne yapayım seviyorum. Heyecanlı hem. -Ben de seni seviyorum Ersen. Sen bahis oyna. O da heyecanlı Ersen.