Galatat: Tekmili Birden

Dağhan Üçok

 

Bugüne kadarki galatat yazıları kabaca üç ana başlık altında toplanabilir. İlki ve en önemlisi dilin yanlış kullanımlarının niçin ve nasıl önemli olduğunu göstermekten ibaretti. “Dilde özensiz ne varsa düşünce ve duyguda da özensizdir” diye özetlenebilecek bir temel tez etrafında dolaşma çabasıydı; eskilerin “Kelam baştan başa namustur” veya “Yaratılış insanla mühürlendi ve idrak lisanla çerçevelendi” hikmetinin izinde… Şubat 2019 yazısı örnek olarak verilebilir.

Eğer galatat meselesi bir yazım yanlışı meselesinden ibaret olsaydı, hem yazan hem -eğer varsa!- okuyan için sıkıcı olurdu, hem de parmak sallayan bir orta okul müdür yardımcısı nutku sıkıcılığında. Nitekim bugüne kadarki galatçılar da, bilhassa eski dönem galatatçıları bu yolu tercih etti. Örnekse:

9

Sayfa 9 yükleniyor…

Galatatçılık mesleğinin yaygınlaşması elbette sevindirici, sesimizin Murat Belge’ye kadar ulaşması ayrıca sevindirici fakat acziyet diye bir kelime neden olmasın? Eğer acz masdarından bir daha acziyet şeklinde masdar yapmak yanlışsa, emniyeti ne yapacağız? Ya şahsiyet? Daha sayalım mı? (Fısıldayarak: Ayrıca o harfin adı ce değil cim).

İkincisi, sadece bir imla kılavuzu meselesi olmadığı için, yani bir imla meselesinden öte dil toplumsal ve tarihî bağlam içerisinde akıp giden bir düşünme âleti olduğu için, galatların zihniyetteki sakatlıklara dayanan köklerini gösterme çabası ürünü yazılardı. Mayıs veya Temmuz 2019 yazısı örnek verilebilir.

Üçüncüsü ise galatat tesbit ve tasnifi yazılarıdır, yani metoda dair değil malzemeye dairdir. Yapılan dil yanlışları da sistematik ve tutarlı olduğu için bunları sınıflandırmak ve mümkünse kökenindeki temeli yakalama çabası ürünü yazılardır. Şimdiye kadar tesbit edilen galatat tipleri:

1. Uzun sesli/ğ galatları:

En çok uzun a’yı ağ veya tersinden ağ sesini uzun a olarak yazma şekli görülür. Mağlum, madur, istifra (doğruları: malum, mağdur, istifrağ) en tipik örnekleridir. Bunun dışında uzun i ile iğ sesini karıştırma formu da mevcuttur; miğde (doğrusu: mide) gibi.

Türkçede ğ harfi sanki yarı sesli bir harf konumundadır;

10

hatanın kaynağı budur. Daha önce de denildiği gibi ağlamak ile âlamak sesleri arasında neredeyse fark yoktur.

2. v/f galatları:

Bu iki harfi yazarken ve söylerken, insan telaffuz mekanizmasında yakın sesler olmasından dolayı karıştırmaktır. Tasfir, şevkat, müşvik (doğruları: tasvir, şefkat, müşfik) en sık rastlanan örneklerindendir.

3. aa/a galatları:

Telaffuzda iki a ile uzun a arasında anlamlı bir fark olmamasından ötürü yazarken de bir a harfini düşürmektir. En tipik örnekler müsade, malesef (doğruları: müsaade, maalesef).

4. Şedde galatları:

Aslı tek harf olan kelimeleri, özellikle vurguyu güçlendirmek için çift olarak yazmak ve söylemektir: Muhattap, cürret (doğruları: muhâtap, cür’et) gibi.

5. Fransızca sıfat/isim galatları:

Fransızca kökenli kelimelerde isim yerine sıfat kullanma hatasıdır. “Bu konserin organizesi iyi değil”, “Bu işin koordinesi sende!” gibi.

11

Bazı gözlemler: Beşincisi hariç ilk dört galatın ezici çoğunluğu Arapça kökenli Türkçe kelimeler için söz konusudur. Bu gözlemden hareketle Arapça kökenli kelimelerin sorun teşkil ettiği sonucu çıkmaz. Bazı insanlar trafik kazası yapıyor diye araba sürmeyi yasaklamak ancak Arap nefreti tedavi sınırını geçmiş Türkiye ırkçılarının aklına gelebilir.

İlk üç galat tipinin en önemli sebeplerinden biri, “konuştuğu gibi yazmak”tır. Türkçenin okunduğu gibi yazılan ve dolayısıyla çok kolay bir dil olduğu herzesini ilk kim yediyse buyursun.

Dördüncü galat tipi son çeyrek asrın eseridir. Yaşı kırka çıkmış bir insan olarak gayet net hatırlayabiliyorum: Ben lisedeyken ne muhattap vardı ne cürret… Hep böyleydi ama, tartışma denen şeyin karşılıklı çemkirme sidiği yarışına dönmesinin sosyal medya sayesinde demokratikleşip tabana yayılmasıyla sanki bir ilgisi varmış gibi geliyor bana hep.

Beşinci galat tipi en korkuncudur zira bir kelimeyi yanlış bilip yanlış yazmaktan daha fazlasını içerir.

Belki biraz dikkatli bir okuyucu “ğ/y galatları” diye (mesela eylence, beyenmek vb.) ayrı bir sınıf olması gerektiğini ileri sürebilir. Bunların galat olduğu konusunda şüphelerim var; en fazla yarı-galat diye ayrı bir terim uydurup bu kategoriye sokulması gerektiğini düşünüyorum.

12

Görüldüğü gibi literatürde beyenmek, eylence gibi kelimelerin örnekleri vardır. Dahası, Osmanlıca (doğrusu: eski yazı) bu harf gef ile ifade edilirdi; dolayısıyla her iki şekilde transkripte etmek mümkündür.

13

Sayfa 13 yükleniyor…