Uykusuzluğumla savaşan göz kapaklarım var;
Ayakta uyutulma korkularım,
Böbrek üstü salgılarım,
Kortizola bulanmış başka başka algılarım var bir de.
Bağışıklık sistemini alaşağı ediyor kafamın içi;
Aşağı çekiliyorum.
Yerin dibini boyluyorum; büsbütün, paramparça, tek satırda.
Ayaza seriliyorum hatıra bulanmış her kahırda.
Adımlarımla savaşan diz kapaklarım var;
Yaşarken ölmeye korkularım.
Yine devreye giriyor işte;
Salgılanıyor böbrek üstünden,
Yaratımı olduğum dünyanın en alt katmanından salınıyor kortizollarım.
Yaşarken ölmek diyormuşum,
Yaşamak ne idüğü belirli bir şey mi ki neyden korkuyorum?
Ya da ölüm mü belirli kılıyor yaşamayı? Anlamıyorum.
“Sus!”, diyorum “Sus!”
İçime esip duruyorum;
Meltemlerden lodoslara sürülüp duruluyor ruhum.
Olduğum yer huzursuz bir dinginlikte.
Yaşamak mı bu yoksa? Korkmuyorum.
İçimdeki duvarda asılı duruyor ve duyuluyor saatim,
Tik tak tik tak tik.
Duruluyor ses yitik ve tekte hiç.
Hey gidi yaşamak sen;
Tanrının biçemi, kainatın biçimi,
Ön ayaksız, iki kanatsız, çırılçıplak sürülen yol geçinimi.
Uykusuzluğumla savaşan göz kapaklarıma yeniliyorum tanrım;
Lodoslardan karanlığa sürülüyorum,
Son durağımdayım.
Nurlar içinde uyut beni.
Günahına girdiğim toprağındayım.