İnsanlığın üç ana iletişim zemininden, üç büyük söylem ortamından, üç toplumsal mediumdan geçtiğini ileri sürmüştüm. İsimlerine başlık olarak sözlü, yazılı ve görsel dediğim üç tarihsel evrim durağı… Aslında tövbe ben demiyorum, Marshall McLuhan ve Neil Postman’ın ayak izlerini takip ediyorum. Bunlar su geçirmez kompartmanlar şeklinde dönemler değil, bir çağ bir anda açılıp bir çağ bir nefeste kapanmadı. İç içe geçmelerden, saçaklanmalardan, renk paletindeki spektrum geçişi gibi nerede kırmızının bittiği nerede mavinin başladığının emin bir şekilde söylenemeyeceği durumlardan söz ediyorum. Bu saçaklanmalara iyi örneklerden birisi, Alevi dinî edebiyatıdır. Yazılı kültür her zaman devletle ilgilidir; ilk yazılan şeyler vergilerdi, ticari sözleşmelerdi. Yazı zira uzun menzilli ticaret ihtiyacına çözüm olarak icad edilmiştir. Bu yüzden 2 milyon kilometrekarelik imparatorluk kurmuş olan İnka İmparatorluğunun iplere farklı renkte ve sayıda düğüm atmaktan öte bir yazıya ihtiyacı olmamıştır; vergi toplamak için bu yeterlidir.
Kısacası gayet sıcak ve güncel bir konu olarak belgesel ve dizi altyazılarının tercümeleri kötü. Platformun paralı olması ile ilgili bir durum da değil, hatta tam tersine
gönüllü veya reklam karşılığı web sitesi işletme temelli yapılan işlerin içinden bir iki tane de olsa çıkan tercümeler çoğu zaman paralı platformlardan daha iyi. Ama genel olarak ciddi ölçüde yanlışlıklar var.
İki türlü yanlışlık ve kalitesizlik var. Başlık da oradan geliyor. İlki İngilizcesi eggplant olan şeyi Türkçeye yumurta bitkisi diye çevirme düz cehaleti. Bilmiyorsa sözlüğe bakmaya üşenmiş. İkincisi daha çok belgesel çevirilerinde ortaya çıkan başka türde bir bilmezlik; belgeselin başından sonuna kadar bible kelimesini İncil diye çevirmek. Yahudilerin inandığı kutsal kitaplar toplamına Türkçede Tevrat deniyor, daha doğru tabiriyle Eski Ahit (Osmanlıca ahd-i atîk, İngilizce Old Testament). Hristiyanların ezici çoğunluğu bu kitapları da kendi kutsal kitapları sayar fakat bu kitaplara ilaveten bir dizi kitabın da Tanrısal ilham ile insanlar tarafından yazıldığına inanır. Bu kitaplara da Türkçede İncil deniyor, daha doğru tabiriyle Yeni Ahit (Osmanlıca ahd-i cedîd, İngilizce New Testament). İngilizcedeki bible kelimesi en genel manada her türden kutsal sayılan kitap veya kitaplar anlamına genişlediği gibi, yerine göre Hebrew Bible kasdıyla Tevrat’a işaret ediyor olabilir veya Hristiyan kutsal kitapları anlamında Tevrat ve İncil’i kastediyor olabilir. Joshua peygamber kitabı, Eski Ahit’in bir parçasıdır. Ayrıca o zatın ismi Türkçede Yuşadır. Musa’dan sonra Yahudilere önderlik ettiği ve onun döneminde Kenan diyarında yerleşik hayata geçildiği söylenir. Türkler mezarının Beykoz
tepelerinde olduğuna inanır. Hala da o bölgenin adı Yuşa tepesidir, İstanbullular bilir. Zahmet edip bir gugıllamıyor, en azından gençliğinde bile gezip tozmamış. Bunun parayla da bir ilgisi yok, en fazla iki üç tane akbil basacaksın. Sünni Araplara sorarsan Ürdün’de Selt kasabasında, Şii Araplara sorarsan İsrail’deki Nebi Yuşa köyünde, İranlılara sorarsan İran’ın İsfehan şehrindedir. Joshua in the Bible’ın Türkçesi Eski Ahit’te Yuşa olabilir, hadi Tevrat’ta Yuşa da kabul.