Yani

Beren Kayalı

-Hiç bu konu üzerine yazmadın mı şimdiye kadar yani?
-Yazmam şart mıydı? Anlayamadım.
-Sevgi üzerine herkes yazar. Herkesin bu konuya dokunmuşluğu, kalemini değirmişliği vardır, yani... Şey... Suçlamıyorum ama... Garipsedim açıkçası.
-Kusmuğunuzu diş macunu yapmak -ama tabi istemsiz yani- size ne ifade ediyor?
-Anlamadım?
-Yani diyorum bunun olması için diş fırçanızı zalimce küçük dilinize götürmeniz ve kendinizi kusturmanız gerekir. Şimdi fark ettim de istemsizliği tartışılır. Hayır, yani ben neredeyse her gün yaşıyorum da bu olayı. Her içişten sonra, alkolü kastetmiyorum. Her, şey içtikten sonra, anlamışsınızdır işte. Mary Jane’den sonra.
-Hıh.
-Kendimi bir şey sanmıyorum, ya da sanıyorum. Bakmayın öyle. Tamam, kabul, herkes kendini önemsiyor. Aşağı gördüğü, imrendiği, beyninde ezdiği, ulaşılmaz sandığı insanları oluyor herkesin. Annem gizli kast sistemi var bu ülkede derdi. Anneler, anneanneler, haklı olmak için gelmiş dünyaya. Tabi biz onları daha yeni yeni anlıyoruz. Trenler kaçtı, kuşlar göçtü; bizde taşlar şimdilerde oturuyor yerine.

22

Ah! Ne diyordum. Hı kusmuk. Aman ıvır zıvır işte. Hayatın zalimliği, “niye hep ben”ler, şikâyetimiz yaradana filan. Amaaan! Bir pırçık parçası bile değiliz işte. Sevgi demek yerine sevda... Yani sevda da diş macunu yaptığım kusmuk gibi. Yok canııım, hah,  bu kadar kurumadı damarlarımdaki kan. Sevda sen anlatmaya çalıştıkça senden kaçıyor gibi. Sen onu zapt edip harflerle buluşturmaya çalışırken midendeki kramplar gibi, boğazındaki yangın gibi; senin anlayacağın balık hâlinde kovadaki balık gibi çırpınıp duruyor sevda ve sen... Ve sen hiçbir yazışında içindekileri içindekiler gibi aktaramıyorsun kâğıda. Bırak durduğu yerde dursun rahatsız etmeyelim işte. Kusmuğu beğenmediysen başka şeylere de benzer yazmayı reddedişimin doğal sebebi. Özgürlüğün sembolü yaptığın kuşu kafese koymaya, beğendiğin çiçeği dalından koparıp solmasını izlemeye benzer. Bana öyle geliyor ki bencilliğe benzer. Yani tabi “bana” göre. Hem sonra içindeki tüm renkleri, kulağına çalınan tüm şarkıları, yaşadığın o anı, iç çekişlerini, titreyişlerini, öpüşlerdeki tadı gösteremedikçe kâğıda kaleme içindeki sancılar daha da büyür. Bu senin beceriksizliğin değil sevdanın becerisidir bir bakıma. Demem o ki kendini çok suçlama.

23