Gecenin Sonuna Varış

Alp Yenibalcı

Yarış içerisindeyiz. Kimler tarafından bu yarışın içine sokulduk? Hangi nedenlerle sokul-
duk? Bu sorulara hiçbir cevabım yok. Sadece önümdeki ekranın içine kazınmış bir şekilde du-
ran sorunun cevabını bildiğimden eminim:
''Gecenin Sonuna Yolculuk adlı roman aşağıdaki yazarlardan kime aittir? ''
Cevabım, bana ait olmadığına yönelikti. Şıklarda bu cevabı göremeyince kanalı değiştirdim.
Hayatımın birçok anında doğru cevap verdiğime inandım. Yanlış oldukları iddia edildiği oldu,
dinlenmediği oldu, karşılık olarak koca ağızlar dolusu küfürler aldığım oldu. Ortalama bir insa-
nın olumsuz olarak değerlendirebileceği çok cevapla yüzleşmek zorunda kaldım kısacası. Yarış
içinde yarışlar. Al işte sana, başka bir kanalda başka bir yarış, futbol. Yüzbinlerin yarışı. Belki
de en anlamsızı. Bu kadar anlamsız bir oyun insan duygularını nasıl bu kadar kolay harekete ge-
çirebilir? Gece vakti adam yaralamak istemiyorum, futbol izlemek de istemiyorum. Eşdeğer. Ek-
ranı kapatıp yatağa geçiyorum. Bugünlük bu kadar yarış yeter.

25

Kitaplara bakıyorum. Onlar bile önce satılıp, kendi yayınevlerine para kazandırma yarışı için-
de sanki. Bu aralar yarış teorimi fazla kafaya taktığımın farkındayım. Neyin iyi geleceğine dair
de hiçbir fikrim yok. Arkamdan ince ses tonundan genç olduğu anlaşılan bir kadının sesini duyu-
yorum. Birine selam veriyor, tam zıttı, kalın sesli genç bir erkeğe. Muhtemelen aynı sıkıcı ders-
lere katlanmanın getirdiği zorunlu bir arkadaşlık.
-Ben de arkadaşımı beklerken kitaplara bakayım dedim. Sen ne arıyorsun?
-Kitaplara bakmayı seviyorum. Şiir bölümüne özellikle. Her an gelip sıkılmadan
bakabiliyorum.
Etkileyici konuşmayı bırakıp neden akışına bırakmayız ki? Fazladan ayrıntılara neden yer
veririz? Herkesin yaptığı, herkesin gözü önünde olup fark edilmeyen hatalar dizisine bir örnek
daha. Yalnız kalmama yarışına dair bir örnek de olabilir bu konuşmalar. Devamı geliyor.
-Muhsin Ünlü'yü okudun mu?
-Hayır. Şiir okumaktan pek hoşlanmıyorum.
-Ben şiiri severim, babamın kitaplarını karıştırırken sevmeye başlamıştım. Muhsin Ünlü...
Onu sevdiğimi söyleyemeyeceğim anlamsız sözleri bir araya getirip yazdıklarına şiir diyen
biri gibi daha çok.
-Haklı olabilirsin.

26

''Sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
Ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
Elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
Elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-Freud diye bir şey yoktur.''

Aklıma bu dizeler geliyor. Beynime kamyon kamyon düşünceler yüklüyorlar sanki. Kar-
maşık. ''Haklı olabilirsin'' bazen ne kadar da güzel ''Konuyu daha fazla uzatmak istemiyorum.
Çünkü diyecek hiçbir boka sahip değilim.'' anlamına geliyor. Neden kadınlar öldüğünde erkek-
lerden daha çok konuşmuş olurlar? Herkesle ayrıntılarını paylaşma isteği neden bu kadar ağır ba-
sar? Muhsin Ünlü'yü nasıl tek celsede ''anlamsız söz sanatı'' cezasına çarptırdın? ''Sevmiyorum.''
fiili yeterli olabilirdi halbuki. Hala Ünlü'nün sıkı yazdığını düşünüyorum. Attan atlamak istiyo-
rum. Belki de artık atların bizi sırtlarından atması gerek. Sarsıntıyla yere düşmeye ihtiyacımız
var. Hiddetli bir sarsıntı insanı kendine getirebilir.

27

Getirmeyebilir de. Emin olamıyorum. Yarış
bittiğinde atlar gerçek koşularını gerçekleştirecek. Kafamı diğer rafa doğru çeviriyorum. Dün
geceden kalma sorunun cevabı orada duruyor. İnsanların benden beklediği cevap :
''Franz-Ferdinand Celine.''

28