yirmi yılda iki rüya;
öylece oturuyorsun uzakta
önce bağırıyorum;
o kelimeyi söylemenin hasretiyle,
bir kez daha bağırıyorum.
bağırışlarımı duyuyor,
ellerini uzatıyorsun
sen ellerini uzatınca, ben
yıllarımı döküyorum yollara.
sen ayağa kalkıp bir adım atıyorsun,
ben, sana; kavuşmaya koşuyorum
ve beni bağırışlarımla basıyorsun bağrına
yirmi yılda girdiğin ikinci rüyada
yirmi birinci yıla uyandım sonra
bir mektup daha yazdım sana
onu da koydum diğer yirmisinin yanına
yazmayı öğrendiğim gün yazdım ilk yedisini
ilk bakkala yazdırıp yediğim çikolataları anlattım
sonraları geleceksin diye kurduğum düşleri
hayal kırıklarına geldi sıra
sonra gerçeklere
ve sonunda yoku anlattım, yokluğu anlattım
yok yoktu
ama bizde yoktu
onlarda da yok
sen de yoktun
ama bu yokluğun içinde
yokluğunla olan bağım,
sensizliğe sıkı sıkı sarılışım,
hiç olmadan geçen;
yirmi yıl
iki rüya
sonsuz sitemde
senli umutlarım vardı