Midye

Nafizcan Önder

 

tuğba

Tuğba Türkeş


Ve her şey birer birer devriliyordu.
Zaman sarı kumdan taneleriyle bir tespih
Devralıyordu ellerinden yorucu yıkım işlerini.

Oradaydın
O turuncu
    Rüzgârgülü adada.
Adımı gizleyip, bir sırrı fısıldamıştım bi buluta.
Bulut bu durur mu?
Bulut rüzgâra
Rüzgâr güllere.

16

Sayfa 16 yükleniyor…

Sayfa 17 yükleniyor…

Ve dünya, gökle kaplı dönme dolaptı
Rüyamızda 
Atlar vardı. 

Yeryüzünün tüm tutsak atları, 
Kulaklarında tamu çiçekleri ile  
Koşar, koşar cehenneme. 
    Esaret ki 
        Gözle görülür gözde.

Benim sana ayırdığım kelimelerim son yıldızlı   gece 
Mariana çukurunda sakladım onu bi midyeye. 
Bu senin kutun. 
Aç. 

                           *** 
     Ve her şey birdenbire kırmızıya bulandı böylece. 
	 
Oradaydık 
O kırmızı  
    rüzgârgülü  adada. 
Palmiyeler senin rujuna boyandı, 
Sen salınarak yıldıza, 
Yıldız geceye. 
Kırmızı yıldızlı bi gece vardı kadehte  
Ben seni içtim. 
		
18

Sayfa 19 yükleniyor…

Ve dünya göğe sığmayan bir dönme dolaptı
Gözlerimizde
Atlıkarıncalar vardı.

Yeryüzünün âşık tüm atları
Islak kırmızı öpücüklerle
Çiçekler çiçekler eker cehenneme.
                  Aşk ki
                           Gözle görülür gözde.

Şimdi; durgun sularda yürür gibiydik seninle
Ve her şey birer birer var oluyordu
Yerde,
Gökte,
Ellerinde.
		
20