aman sakın şemsiyesiz dökmeyesin sokağa gözlerini,
sen ağlarsan sağanakları kuruturcasına begonyalı mendil,
sürçerse bir gün yanaklarından,
kağıttan gemim burkulur.
belki sen cennetliksin, şurada uyuklarız,
aynanın önünde göz kalemini çekersin,
hem belki kirpiklerinden bir ağaç yeşeriverir, salkımlarına tırmanırız da
sel olup sokaklara doluşuruz sonra
kapı kapı gezinip akşam lambalarına
koşuştururken pireler birer ikişer,
yine sabahı ederiz.
gökler karla bezenince,
ayazlamayı öğrendim ben
seni sevmezsem parçalanıyorum,
mutlaka seni tekrar sevmeliyim,
uzun kanatlarına asılıp martıların sana
yağmuru bıraksam, bilmem anlar mısın,
saçlarında güz var.